Akaretler’in tarihi sıra evlerinin dik taş sokaklarından Beşiktaş Meydanı’na doğru süzülen dondurucu kasım poyrazı, ıslak kaldırım taşlarını ve asırlık çınar ağaçlarının dökülen yapraklarını savururken, Beşiktaş’taki bir Anadolu lisesinin son ders zili gürültüyle çaldı. On yedi yaşındaki Öykü, okul ceketinin üzerine giydiği lacivert kaşe kabanın düğmelerini sıkıca ilikleyip ağır sırt çantasının askılarını omuzlarında düzeltti. Sınıf arkadaşlarının Sinanpaşa Pasajı’na veya sahil kafelerine gülüşerek gitme tekliflerini nezaketle geri çevirerek, adımlarını Şair Nedim Caddesi üzerinde yer alan, XIX. yüzyıldan kalma restore edilmiş görkemli bir taş binadaki uluslararası sürdürülebilir kent planlama ve akıllı şehir akreditasyon acentesine doğru hızlandırdı.
Öykü, yedi ay önce babasını Beşiktaş sahilinde yürütülen bir altyapı ve kentsel dönüşüm projesinde emniyet vanasının patlaması sonucu meydana gelen kazada yitirdikten sonra kronik böbrek hastası annesi ve ilkokula giden küçük erkek kardeşinin tüm geçim yükünü omuzlamıştı. Dikilitaş’taki dik bir yokuşun başındaki tek odalı kiralık dairenin masraflarını ödemek, annesinin her ay yenilenen diyaliz ve medikal bakım giderlerini karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve uluslararası kent projeleri tescil kayıt personeli olarak çalışıyordu.
Büro; taze filtre kahve, ozalit paftaları, maket mülk vernikleri ve yüksek hızlı geniş format tarayıcıların ritmik vızıltısıyla kaplı son derece vakur, kurumsal ama yüksek tempolu bir mekândı. Öykü’nin görevi; Amsterdam ve Singapur merkezli şehircilik enstitülerinden gelen akıllı ulaşım ve yeşil alan mimari şartnamelerini sisteme işlemek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kentsel yenileme onay dosyalarını kodlarına göre klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşılayarak emisyon ve trafik simülasyon raporlarını teslimat defterine kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında parsel katsayılarını, coğrafi bilgi sistemi (CBS) koordinatlarını ve uluslararası tescil numaralarını doğrulamaktan göz pınarları kurur, topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev rulo pafta klasörlerini üst raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
Öykü’nün en büyük arzusu ise İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nü kazanıp İstanbul’un tarihî dokusunu korurken modern ve doğayla barışık akıllı kentler tasarlayan vizyoner bir şehir plancısı olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmeceye YKS Sayısal özet kartlarını ve Matematik-Geometri ders föylerini gizlice yerleştirmişti. Bir yandan dahili telefon hatlarını yönlendirip kurye zimmetlerini yaparken, göz ucuyla çekmecedeki uzay geometri, integral ve türev sorularını zihninden çözüyordu. Arkadaşları evlerinde rahatça test çözerken, o, klavye tıkırtıları ve dev kent paftalarının ortasında geleceğini tırnaklarıyla kazıyordu.
O akşam, Tarihi Yarımada çevresinde uygulanacak ekolojik ulaşım projesi için Brüksel’deki Avrupa Kentler Birliği’ne gönderilecek yetmiş beş parçalık Acil Akreditasyon ve Şehir Planlama Dosyası’nın taranması, numaralandırılması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir arazi tespiti için Zeytinburnu sahasına gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi Öykü’nün omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Taş binanın ağır meşe kapısını kilitleyip Beşiktaş İskelesi’ne doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.