İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Büyük Boy Seven Escort Elnaz

Muzaffer Usta, Elnaz’a dumanı tüten bir bardak sıcak boza uzattıktan sonra kırılan bazalt taşını inceledi. "Taş çatladı diye mimari çöker mi kızım?" dedi vakur bir sesle. "Eski Mimar Sinan çırakları çatlayan taşı kenara atmazdı; kırığın arasına kurşun eritip döker, üzerini kök boyalı altın tozuyla sıvayarak o çatlağı yapının en sağlam omurgasına dönüştürürlerdi. Taşın yarası, ona kendi karakterini veren yerdir.

Eylül ayının sonlarına doğru Tarihi Yarımada’ya çöken sisli bir İstanbul sabahında, Haliç’ten tırmanan nemli rüzgâr Süleymaniye Külliyesi’nin azametli kubbe duvarlarında yankılanırken, Elnaz kucağındaki ağır bazalt taş taşıma çantasını ve çelik mermer kalemlerini düşürmemek için Vefa Yokuşu’nun kaygan, dik taş basamaklarını büyük bir dikkatle tırmanıyordu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimari Restorasyon Bölümü yüksek lisans öğrencisi olan Elnaz, Tebriz’in tarihi taş yapılarıyla ünlü sokaklarından İstanbul’a, Selçuklu ve Osmanlı taş işçiliği tekniklerini çağdaş heykelsi minyatürlerle buluşturma hayaliyle gelmişti. Vefa’nın arka sokaklarında, ahşap karkası çürümeye yüz tutmuş, pencerelerinden cold rüzgârlar esen iki odalı eski bir konak bodrumunda yaşıyor; geceleri Süleymaniye yakınlarındaki tarihi bir bozacıda masaları silip bardak yıkayarak hem ev kirasını ödüyor hem de Diyarbakır’dan getirttiği özel siyah bazalt taşları ile keski takımlarının masrafını karşılamaya çalışıyordu.

O gün, akademik geleceğini ve hayallerini belirleyecek en kritik proje sunumu vardı. Süleymaniye Külliyesi’nin yanı başındaki Darüzziyafe binasında düzenlenecek olan "Taşın Hafızası ve Kubbenin Mimarisi" sergisi için hazırladığı, siyah bazalt bloğu ince ince oyarak üzerine minyatür Süleymaniye kubbeleri ve geometrik Selçuklu çarkıfelek motifleri işlediği "Vefa Kubbeleri ve Gökyüzü" taş rölyefini jüriye teslim etmesi gerekiyordu. Eğer eseri dereceye girerse hem İtalya’daki Floransa Restorasyon Enstitüsü’ne iki yıllık burslu araştırmacı olarak kabul edilecek hem de aylardır biriken ev kirasını ve taşçı esnafına olan borçlarını tek kalemde ödeyebilecekti. Günlerdir uykusuz kalmış, çelik keski tutmaktan parmakları nasır bağlayıp su toplayana, taş tozu genzini yakana kadar o sert bazalt kütlesine incelik katmıştı.

Ancak Vefa Yokuşu’ndan bozacının olduğu sokağa doğru inen nemli ve yosunlu Arnavut kaldırımı sokakta yürürken, ara sokaktan kontrolsüzce çıkan bir pazar arabası Elnaz’ın üzerine doğru savruldu. Anlık bir refleksle kenardaki tarihi istinat duvarına sıçrayan Elnaz, ayağının altındaki ıslak taşın kaymasıyla sertçe kapaklandı. Kucağındaki muhafaza çantası fırlayarak merdiven basamaklarının sivri köşelerine çarptı. Çantadan fırlayan o narin bazalt taş rölyef, darbenin etkisiyle sert zemine vurdu; ince ince oyulmuş minyatür kubbe motifleri ortadan çatlayarak ikiye bölündü, köşelerindeki Selçuklu yıldızları kırılarak sokağın kenarındaki su birikintisine saçıldı.

Elnaz, ellerindeki ve dizlerindeki kanamanın acısını hissetmeden, çamurun içinde parçalanmış siyah bazalt taşlarına bakarak donakaldı. Uykusuz geçen geceler, keski sesleriyle çınlayan zihni, nasırlı parmakları ve kurduğu tüm gelecek hayalleri saniyeler içinde o su birikintisinde yok olup gitmişti. Ağlamaktan nefesi kesilen genç kız, Tarihi Yarımada’nın bu yüzyıllık ve acımasız sokaklarında ne kadar yalnız kaldığını hissetti.

O sırada sokağın hemen karşısındaki tarihi bir taş restorasyon atölyesinden çıkan, Vefa’nın elli yıllık emektar taş ustası "Mermerci Muzaffer Usta" kızın çaresizliğini fark etti. Dükkânından çıkıp Elnaz’ı kolundan tuttu, omuzlarına mermer tozu ve çam kömürü kokan önlüğünü örterek onu taş sobasının gürül gürül yandığı atölyesine götürdü.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. kadikoygecerehberi.icukadikoygecerehberi.icu