İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Koca Memeli Escort

Güneş, Yeldeğirmeni’nin mahalle kahvesinde oturup sıcak çayından bir yudum alırken, duvarındaki esere baktı. İstanbul onu yine kentin soğuk taşları ve dar merdivenleriyle sıkıştırmıştı; ama o, demiri büküp kıvılcım çıkardığı gibi kendi kaderini de yeniden çizmeyi başarmıştı.

Yeldeğirmeni’nin dik yokuşlarına sıralanmış yüz yıllık kâgir binaların arasında, akşamüstü poyrazı eski duvar resimlerinin (mural) üzerindeki boyaları yıpratırken Güneş, üzerindeki tulumun ceplerine ellerini soktu. Kadıköy’ün bu alternatif, sanat dolu mahallesi dışarıdan renkli ve özgür bir dünya gibi görünse de, burada tutunmaya çalışan genç bir heykeltıraş için hayat oldukça yıpratıcıydı.

Güneş, Mimar Sinan Üniversitesi Heykel Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Yeldeğirmeni’nin nemli bir bodrum katında kendi seramik ve demir atölyesini açmıştı. Amacı, endüstriyel atık metalleri ve atık seramikleri birleştirerek doğanın kentleşmeye karşı direnişini simgeleyen heykeller yapmaktı. Ancak Yeldeğirmeni’nin hızla popülerleşmesi, mahalledeki emlak fiyatlarını uçurmuştu. Bodrum katındaki atölyenin kirası her altı ayda bir katlanıyor, harcadığı elektrik ve malzeme maliyetleri sattığı tek tük büstlerin gelirini çoktan aşıyordu.

O gün, atölyenin kapısına dayanan alacaklı metaller ve çamur tedarikçisi, birikmiş borçlar ödenmezse dükkândaki fırına ve kaynak makinelerine el koyacağını söyledi. Üstelik haftalardır gece gündüz çalışarak İstanbul Bienali’ne paralel bir sergi için hazırladığı devasa metal heykel, dükkânın dar merdivenlerinden yukarı çıkarılamayacak kadar büyüktü. Merdivenlerin genişletilmesi ya da vinç kurulması gerekiyordu ama Güneş’in cebinde bir fincan kahve alacak para bile kalmamıştı.

Emeğinin o rutubetli bodrum katında kilitli kalması ve araç gereçlerinin elinden alınması riski, Güneş’i pes etme noktasına getirdi. Atölyenin beton zeminine oturup ellerindeki çamur lekelerine baktı. Ağlamak üzereydi.

Sonra gözü, atölyenin köşesinde duran kaynak makinesine ve spirale takıldı. Ağlamak yerine eldivenlerini taktı. Devasa heykeli pes edip parçalamak yerine, onu modüler (birbirine geçmeli) bir yapıya dönüştürmek için yeniden kesip kaynak yapmaya karar verdi. Bütün gece, demir tozlarının ve kıvılcımların arasında aralıksız çalıştı. Heykeli tek başına taşınabilir parçalara ayırdı.

Ertesi sabah mahalle esnafı dükkânlarını açarken Güneş, parçalara böldüğü eseri Yeldeğirmeni’nin sokaklarına taşıdı ve mahallenin ortasındaki boş bir duvara monte etti. Heykel, tam da o mahalleye aitmiş gibi duruyordu. Sokaktan geçen bienal küratörleri ve galeri sahipleri, sokak ortasına kurulmuş bu etkileyici eseri görünce durup uzun uzun incelediler.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. kadikoygecerehberi.icukadikoygecerehberi.icu