İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Kucaktan İnmeyen Escort Ela

Cihangir’in dik yokuşlarından aşağıya doğru süzülen sonbahar sisinde, Beyoğlu’ndaki meslek lisesinin çıkış zili yankılandı. On altı yaşındaki Tuğba, okul ceketini çabucak çıkarıp sırt çantasına tıktı ve arkadaşlarının Sıraselviler’deki kafelerde toplanma davetlerini nazikçe geri çevirdi. Istiklal Caddesi’nin kalabalığını yararak Cihangir’in arka sokaklarındaki beş katlı eski bir apartmanın bodrum katına.

Cihangir’in dik yokuşlarından aşağıya doğru süzülen sonbahar sisinde, Beyoğlu’ndaki meslek lisesinin çıkış zili yankılandı. On altı yaşındaki Tuğba, okul ceketini çabucak çıkarıp sırt çantasına tıktı ve arkadaşlarının Sıraselviler’deki kafelerde toplanma davetlerini nazikçe geri çevirdi. Istiklal Caddesi’nin kalabalığını yararak Cihangir’in arka sokaklarındaki beş katlı eski bir apartmanın bodrum katına doğru koşar adımlarla ilerledi.

Tuğba, üç kişilik bir ailenin tek çocuğuydu. Babası inşaatlarda tesisatçılık yaparken geçirdiği kaza sonucu mülteci duruma düşmüş ve yatağa bağımlı kalmıştı. Tuğba, hem kendi eğitim giderlerini karşılamak hem de evde biriken medikal borçları ödeyebilmek için okul çıkışlarında tiyatrolara ve konser alanlarına ses-ışık ekipmanı kiralayan devasa bir depoda çalışıyordu.

Depo; metal kablo kokusu, makine yağı ve rutubetin hakim olduğu karanlık bir alandı. Görevi; sahnelerden dönen devasa kablo makaralarını tek tek sarmak, ağır hoparlörleri ve spot ışıklarını ahşap taşıma sandıklarına yerleştirmek, bağlantı uçlarını alkollü bezlerle temizlemekti. Ağır metal kasaları taşımaktan kollarında derman kalmaz, parmakları kalın kabloları sarmaktan nasır bağlardı.

Tuğba’nın hayali ise Bilgisayar Mühendisliği okuyup kendi yazılım şirketini kurmaktı. Depodaki kablo sarma masasının üstündeki demir rafa, algoritma ve matematik formüllerinin yazılı olduğu kartları dizerdi. Bir yandan metrelerce uzunluktaki siyah kabloları koluna dolayarak sararken, bir yandan da zihninden türev problemlerini adımlıyordu. Depodaki jeneratörün çıkardığı ritmik gürültüyü zihnini odaklamak için bir araç haline getirmişti.

O gece, Taksim’deki büyük bir kültür merkezinde gerçekleşecek festival öncesinde otuz adet ağır ışık robotunun ve ses mikserlerinin acilen bakımdan geçirilip yükleme kamyonuna taşınması gerekti. Depo sorumlusu başka bir nakliyeye gittiği için Tuğba tek başına kaldı. Saatlerce döküm demir ayaklıkları, ağır amfileri ve ışık sistemlerini sırtlayarak bodrum kattan sokak seviyesindeki kamyona taşıdı. Gece saat yarımı gösterdiğinde iş ancak bitti. Üstü başı yağ ve toz içinde, parmak uçları kesikler tutmuş halde depoyu kilitledi. Cihangir yokuşunu Fındıklı’ya doğru inerken Boğaz’ın soğuk rüzgârı yüzüne çarptı; ama Tuğba, bu koca şehrin sırtına yüklediği her yüke rağmen hayallerinden taviz vermeyecek kadar güçlüydü.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. kadikoygecerehberi.icukadikoygecerehberi.icu