İzel, Osmanlı dönemi gümüş ve pirinç kakmalı abanoz seyahat hokka takımları ile yazı araçları restorasyonu üzerine uzmanlaşmış, 19. yüzyıl hattatlarına ait mürekkep muhafazalarının dökülmüş bağa ve gümüş tel motiflerini mikroskobik bisturilerle tamamlayan yirmi üç yaşında bir metal-ahşap konservatörüydü. Kadıköy’ün eski denizci ve sahaf dokusuna yakın kalabilmek için Moda’da, Caferağa Mahallesi’nden Moda Caddesi’ne çıkan Şair Latifi Sokak’taki iki katlı kâgir bir binanın yarı bodrum katını atölye-ev yaptı.
İzel’in zorluğu; hakiki saf gümüş tellerin, korozyon önleyici mikro vaks yağlarının fahiş pahalılığı ve Marmara’dan Moda yamaçlarına tırmanan dondurucu rutubetin abanoz ahşabı çatlatma riskiydi. Gündüzleri Kadıköy Balık Pazarı yakınlarındaki manavlarda parça başı ağır kasa taşıyor ve ambalaj işçiliği yapıyor, akşamları ise bodrum katındaki sarı masa lambasının altında büyüteç ve neşterle 1850’lerden kalma bir hokkanın dökülmüş gümüş tel yuvalarını temizliyordu. Odasına gün ışığı girmediği için kışın taş duvarlardan sızan soğuk nem ellerini uyuşturuyor, gümüş teli ahşap kanala oturturken parmaklarının titremesine neden oluyordu.
En büyük kriz, özel bir yazı sanatı koleksiyoncusu için restore ettiği 1865 tarihli, gümüş ve sedef kakmalı nadide bir abanoz hokka takımının teslim gecesinde yaşandı. Lodos fırtınasının ardından gelen şiddetli bir karayel sırasında sokaktaki tıkalı rölanti kanalı patladı. Çamurlu tazyikli su İzel’in bodrum katındaki havalandırma penceresinden içeri taşarak çalışma masasının üzerine aktı. Su, doğrudan henüz gümüş telleri çakılmamış ve koruyucu vaks cilası sürülmemiş hokkanın üzerine döküldü.
İzel, dondurucu ve çamurlu suyun içinden takımı saniyeler içinde kurtardı. Islanan hassas abanoz ahşap şişip çatlayabilir ve gümüş teller yerinden çıkabilirdi. Sırılsıklam halde evden çıkıp Moda Sahili’ndeki tarihi taş mendirek duvarının altındaki kapalı kemere sığındı. Fırtına yüzünü keserken, yanında taşıdığı emici kurutma kâğıtları ve saf alkolle fener ışığı altında ahşabın üzerindeki çamuru teker teker temizledi. Sabaha kadar nemi elle kurutup dağılan gümüş telleri kanallara baştan çaktı. Ertesi gün hokka takımını kusursuz parlaklığıyla teslim ettiğinde, İstanbul’un soğuk suları onun sabrını ve zanaatını yenememişti.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.