Deniz, Pendik Güzelyalı’nın köpüklü Marmara dalgalarıyla dövülen kayalık sahilinde, fırtınalı poyrazın getirdiği soğuk deniz serpintisine karşı durmaya çalışarak çelik rıhtım ayaklarına sabitlediği kumpas ve ultraviyole çatlaksızlık ölçer cihazını kontrol ediyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, Pendik ve Tuzla hattındaki eski bakım tersanelerinin çelik kızaklarında oluşan mikro-metal yorulmalarını ve tuz korozyonu derinliklerini inceleyen bağımsız bir denizcilik araştırmasında saha mühendisi olarak görev almaya başlamıştı. Ancak araştırmayı destekleyen armatörlük şirketi, filosundaki bir tankerin yaşadığı hukuki kriz yüzünden tüm Ar-Ge fonlarını dondurdu ve saha çalışanlarının tazminatsız işine son vererek konteyner şantiyeleri kilitledi. Deniz, tersane rıhtımından topladığı tahribatsız muayene verileri ve çelik et kalınlığı haritalarıyla bir gecede işsiz kaldı; ayrıca ölçümlerde kullandığı hassas kalınlık sensörlerinin kişisel zimmet senetleri yüzünden ağır bir borç yükü altına girdi.
Ocak ayının dondurucu bir gecesinde, Pendik Yüksek Hızlı Tren İstasyonu’nun altındaki soğuk rüzgârlı otobüs durağında beklerken cebinde sadece bir sonraki otobüs basımına yetecek kadar akbil bakiyesi kalmıştı. Kaynarca’da kiraladığı tek odalı bodrum katının sahibi, üç haftadır geciken kira nedeniyle kapının kilidini değiştirmiş ve Deniz’in mühendislik kitapları dışındaki valizini bina girişine bırakmıştı. Islak kaldırıma çöken Deniz, kucağındaki su geçirmez kılıftan korozyon paftalarını çıkardı. Cılız sokak lambasının altında, çelik profillerdeki pas odaklarını ve metalik yorulma hatlarını milimetrik kâğıda aktarmaya başladı. Kurşun kalemin kâğıda dokunuşu, içindeki çaresizliği mesleki bir tutkuya ve dirence dönüştürüyordu. O sırada istasyondan çıkan ve Denizcilik Müsteşarlığı Kıyı Yapıları ve Tersaneler Denetim Birimi’ni yöneten kıdemli bir başmühendis, fırtınaya rağmen dondurucu soğukta profesyonel korozyon paftası çizen Deniz’i fark etti. Çizimlerin teknik derinliğini ve analitik mükemmelliğini gören yetkili, Deniz’i Marmara Tersaneleri Yapısal Güvenlik ve Koruma Projesi’ne baş saha kontrolörü olarak transfer etti.
Büyükada Yücetepe Mevkii’nde Asırlık Çam Ormanı Yangın Riski ve Nem Tutulum Atlası
Selin için İstanbul, Prens Adaları’nın en yüksek noktası olan Büyükada Yücetepe’nin rüzgârlı çam ormanlarından, tepeden bakıldığında görünen sonsuz Marmara maviliğinden ve reçine kokusundan ibaretti. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Yangınları ve Ekoloji yüksek lisans mezunuydu; Büyükada ve Heybeliada hattındaki asırlık kızılçam topluluklarının alt vegetasyon nem oranlarını ve olası yangın yayılım hatlarını inceleyen özel bir çevre projesinde görev yapıyordu. Ancak projeyi yürüten sivil toplum kuruluşu, uluslararası hibelerin kesilmesini gerekçe göstererek saha çalışmalarını aniden durdurdu. Selin’in altı aydır adanın dik yamaçlarından topladığı nem tutulum verileri ve kozalak tutuşma indeksleri şantiye deposunda kilitli kaldı; üstelik araştırma sürecinde kiraladığı termal kameranın ve spektral nem ölçerlerin faturası Selin’in kişisel borç hanesine yazıldı.
Gece yarısı Büyükada Saat Kulesi’nin altındaki ıslak bankta, çantasının üzerine büzülmüş denizden gelen soğuk poyrazla titriyordı. Maden Mahallesi’nde kaldığı pansiyonun günlük ücretini veremediği için eşyalarını sırt çantasına sığdırıp sokağa sığınmak zorunda kalmıştı. Cebinde sadece ertesi sabah anakaraya geçebileceği tek bir vapur bilet parası duruyordu. Çantasından veri defterini çıkardı.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.